Ana içeriğe atla

Koyun Felsefesini Anlamak

 Kafamı allak bullak eden ve anlamaya çalıştım sorulardan biri de birçok insan gibi neden körlemesine yaşıyoruz sorusuydu. Evet neden böyleyiz? Körü körüne saplantılarımız nasıl ve ne şekilde oluşuyor? Kitlesel hareketlerin yaşandığı bir çağda yaşadığımıza göre aslında sorduğum soru çok da anormal değil. İnsanlarımızın anlamlandıramadığımız şekilde hiç sorgulamadan, doğru ya da yanlış demeden kalabalıklar halinde bir yöne doğru ilerlemesi halbuki sonumuzu getirecek bir felaket değil mi? 
 Bireyselcilik yavaş yavaş  kitlelerin arasında kayboluyor. İnsanlar  grupların etkisi altında davranışlarını şekillendiriyor artık. Bu konuda yapılan deneyleri duymuşsunuzdur. Bir gerçek denek dışında diğerlerinin sahte deneklerden oluştuğu deneylerde grupsal hareketin ne derece önemli olduğu defalarca kez ortaya konmuştur. Bu konuda ciddi çalışmalar yapan bilim adamlarından biri olan Muzafer Sherif, grubun birey üzerindeki etkisini araştırdığı deneylerinde bireyin,  grubun fikrine doğru olduğuna inandığı için uyduğunu tespit etmiştir. Solomon Asch ise daha farklı bir inceleme ile gerçek deneğin doğru bildiğini sahte derneklerden oluşan grubun manipülasyonu neticesinde değiştirdiği ve grupla aynı seçeneğe yönlendiğini ortaya koymuştur. Yani denek, yanlış olmasına rağmen grubun fikrine uyar.  Fakat grup baskısı ortadan kalktığında kişi yine kendi değer yargılarına dönmektedir. Benim bahsettiğim bu tür grupsal etki altında kalmış, bireyselliği güdük kalmış ve halinden memnun kalabalıklardır. 
 Hadi biraz daha ileri gideyim. Nazi Almanya'sının yapmış olduğu korkunç uygulamalara  binlerce kişinin nasıl olup da uyduğunu merak ediyorsunuzdur. Stanley Milgram da bunu merak edip önemli bir çalışma yapmıştır. Bu çalışmada cezalandırmanın öğrenmeye etkileri üzerinde bir deneye katıldıklarını düşünen iki kişi, kura yoluyla biri öğretici biri de öğrenci olmak üzere seçilir. Öğreticinin önünde 15 volttan 450 volta kadar göstergesi olan bir jeneratör bulunur. Öğrenci elektrik verilerek cezalandırılacaktır. Deneye göre öğrencinin sorulan sorulara karşılık vermiş olduğu  her yanlış cevapta öğreticiden voltaj seviyesini giderek artırması istenmiştir. Öğretici, voltaj vermekte tereddüt ettiğinde deneyi yöneten kişi devam etmesini ister. Bu kişi sembolik otoritedir ve öğreticinin bırakmak için onun otoritesine karşı gelmesi gerekir.  Buradan da anlaşılacağı üzere deneyin amacı kişilerin otorite altında emirlere karşı nasıl tepki verdiklerini ölçmektir. Deneyin sonucunu tahmin etmişsinizdir sanırım. Deneye katılanlardan %65'i hiç tanımadıkları öğrencilerin acı içindeki çığlıklarına rağmen ölüm tehlikesi olan 450 volta kadar çıkmışlardır. En önemli nokta, burada bir savaştaki kesin emirlerden çok daha zayıf bir otorite olması ve deneğin her zaman vazgeçebilme  seçeneğine sahip olmasıdır. Milgram'ın deneyi ile anlıyoruz ki bireyin, sorumluluğu otoriteye havale ederek kendini sorumsuz hissetmesi kitlesel harekete dönüştüğünde sonucun ne kadar vahim olacağıdır. 
 Fransız yazar ve gazeteci George Bernanos ise şöyle der:" Uzun zamandır düşünüyorum da eğer bir gün imha tekniklerinin giderek etkinleşmesi, hepimizin dünyadan silinip yok olmasına neden olursa bunun asıl sorumlusu ne zulüm ne de zulmün ortaya çıkardığı öfke ne de sebep olduğu misilleme ya da intikam duygusu olacaktır. Asıl sorumlu modern insanın tepkisizliği, sorumsuzluğu ve her talimatı büyük bir itaatle kabullenmesi olacaktır. Bugüne kadar gördüğümüz ve gelecekte daha da fazla göreceğimiz vahşet, dünyada isyancıların, asilerin ve ehlileştirilemeyecek insanların sayısının arttığından değil; tam aksine itaatkar, tepkisiz, uysal insanların sayısının arttığını göstergesidir."  
 Evet dostlarım koyun felsefesi demiştim değil mi  yazımın başlığında? Koyun felsefesi çok önemli, hele ki kafamızda nedenini çözmediğimiz bir sürü soru varken bu felsefeyi anlamak çok çok çok önemli olsa gerek.

Yazının Devamı: Koyun Felsefesi ve İlginç Bir Haber Uçurum İnsanları(Koyun Felsefesinin Devamıdır)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Senden Sonra Ben

Sen gittiğinden beri çok değişti şehrim Yeni binalar uzadı fidan fidan Yollar birikti çehreler eskidi Sinemalara yeni filmler geldi Artık başka şarkılar var başka şarkıcılar Bir gök yüzü değişmedi azıcık daraldı o kadar Sen gittiğinden beri çok değişti insanlarım Saçlarına ak düştü yüzlerine çizgiler kondu Çocukları doğdu büyüdü şimdi adam oldular Göçenler oldu buradan uzaklara Kimiyse yeraltında sonsuz istirahatgahında Bir hayat meşgalesi değişmedi azıcık arttı o kadar Sen gittiğinden beri çok değişti evim Duvarları taşıyamaz oldu yükünü Döküldü rutubetten boyası süsü Çekindiğimiz resimdeki gibi değil daha yaşlı anlayacağın Biraz mahzun biraz gururlu ve tabi hala ayakta Bir yolu değişmedi azıcık uzadı o kadar Sen gittiğinden beri çok değiştim ben İlk önce insanlar uzaklaştı çevremden Sonra ben uzaklaştım kaçarcasına her şeyden Yorgunum yaşlıyım penceremden bakıyorum habire Özlüyorum çok, unutmuyorum gidişini öyle bekliyorum B...

16'lık Kerim

  Söyleyeceğim bir şey yoktur Hakim Bey. Öncelikle tahliyemi, lehime durumların göz önünde bulundurulmasıyla beraatimi talep ediyorum. Takdir sizindir Hakim Bey, onca zaman içerde geçirdim. Aleyhime değişen bir durum olmamıştır. Şimdilik söyleyeceklerim bu kadardır, hükümle beraber beraatimi talep ediyorum. Nezaretteyim, şarkı söyleyen çocuk susmuyor. Kerim sigara arayıp duruyor, Kerim'in yaşı 16,  nezaret arkadaşımız. Sigarasızlıktan yerinde duramıyor. Belki de bu yüzden en çok ilgimi çeken o bu kalabalıkta. Evet nezaret ağzına kadar dolu. Herkes bir köşeye çekilmiş, dert yanıyor bir diğerine. Ben en köşedeyim, uyumak mümkün değil, sırtımı duvara bile  dayayamıyorum ki. Buz gibi duvar çekiyor beni. Tuvalet sırası gelmiyor bir türlü. İnsanlık hali işte, bir sürü insan sıra gelecek mi gelmeyecek mi bekliyoruz işte. Dakikaları sayıyorum, namussuz dakikalar geçmek bilmiyor. Sırtım ağrımaya başladı, iki büklüm oturuyorum duvara yaslanmadan, iki büklüm boynum ağrıyor iki bü...

Arama beni

Arama beni uzaktayım Yolcusuyum bu yolların Git gel alıştım şeritlere Otobüs camından akar dünyam Şu yol bitmeden ineceğim Arama beni uzaktayım Ağır ağır adımlıyorum sokakları Burası neresi şaşkınca bakınıyorum Evler hangi biriniz alır beni Şu yağmur düşmeden ıslanacağım Arama beni uzaktayım Geceler gündüzler geçiyor üstümden Hayat meşgalesi değişmiyor buhranlı Ve tıpkısının aynısı insanlar Şu dakka dolmadan yaşlanacağım Arama beni uzaktayım Bir köşebaşı kahvesinde oturmuşum Pinekliyorum yalnız başıma Sabahtan akşama gözüm aynı sokakta Şu karanlık çökmeden çıkacağım Arama beni uzaktayım Görmüyor gözlerim tutmuyor dizlerim Ne işe yarar sensiz günlerim Geçti bugün de yarın ne olacak kimbilir Şu kuşlar uçmadan göçeceğim Aşk Şiirleri:    Yazmak Seni ,   Kalp Ağrısı ,   Sevgi mi ,   Sevda düştü yüreğime ,   Sevmek var ,   Sen sus ben konuşayım ,  Her yer sen ,  Bilmiyorum ,  Diyem...