Söyleyeceğim bir şey yoktur Hakim Bey. Öncelikle tahliyemi, lehime durumların göz önünde bulundurulmasıyla beraatimi talep ediyorum. Takdir sizindir Hakim Bey, onca zaman içerde geçirdim. Aleyhime değişen bir durum olmamıştır. Şimdilik söyleyeceklerim bu kadardır, hükümle beraber beraatimi talep ediyorum. Nezaretteyim, şarkı söyleyen çocuk susmuyor. Kerim sigara arayıp duruyor, Kerim'in yaşı 16, nezaret arkadaşımız. Sigarasızlıktan yerinde duramıyor. Belki de bu yüzden en çok ilgimi çeken o bu kalabalıkta. Evet nezaret ağzına kadar dolu. Herkes bir köşeye çekilmiş, dert yanıyor bir diğerine. Ben en köşedeyim, uyumak mümkün değil, sırtımı duvara bile dayayamıyorum ki. Buz gibi duvar çekiyor beni. Tuvalet sırası gelmiyor bir türlü. İnsanlık hali işte, bir sürü insan sıra gelecek mi gelmeyecek mi bekliyoruz işte. Dakikaları sayıyorum, namussuz dakikalar geçmek bilmiyor. Sırtım ağrımaya başladı, iki büklüm oturuyorum duvara yaslanmadan, iki büklüm boynum ağrıyor iki büklüm yazıyorum. Yazım iyice bozuldu bu yüzden, hiçbir şey hissetmiyorum hiçbir şey hem de. Ama yorgunluk şu yorgunluk yok mu!
Onca aydır tutukluyum Hakim Bey, psikolojim bozuldu desem inanır mısınız? Tuvalete gitmek ne kadar zormuş, 2 saat sonra anca sıra geldi. Hadi bu sefer gittin bir dahakine kim bilir kaç saat bekleyeceksin. Kerim'in 60 dosyası varmış, 16 yaşında ve 60 dosya şaka gibi. Neler var diyorum, hırsızlık gasp diye devam ediyor. Sigarasız yapamıyor Kerim, nereden bulduysa bir sigara tüttürüyor. Ağır sigara dumanı altında Kerim'in ciğerleri bayram ediyor. Oturmaktan sıkıldım, volta atayım diyorum 3-4 adım o kadar. Tüm yükümü vererek demir parmaklıklara yaslandım. Ayakta duracak mecalim yok, yorgunum. Savunmam mı söyleyecek pek bir şeyim yok. Kalemimi kaybettim ilk duruşmamda, savunma deyince aklıma ilk kalemim geliyor. Nerede düşürdüm hiç bilmiyorum, moralim bozuk fakat kullanmasını bilen biri bulmuştur diye kendimi kandırıyorum. Kerim yerinde durmuyor, kah duvara vuruyor kah bağırıyor. Çocuk huzursuz sigara lazım ona. Hadi muhabbet edelim Kerim. Sohbet ediyor da bir dakikadan fazla dikkatini veremiyor bana. Bir ailenin 7 çocuğundan biriymiş. Hapisteymiş abisi de 8 senedir, yanlış mı duydum yoksa. Yok maalesef yanlış duymadım. Ailede bir biz bozuğuz diyor, bozukmuş Kerim, kabullenmiş. Tahliye hayali kurdun mu, kurdum diyor. Kesin kurmuştur. Söyleyeceğim bir şey yoktur Hakim Bey, ne diyebilirim bilmiyorum. Kerim su şişesi ile oynuyor, attığı şişeyi yerde dik durdurmaya çalışıyor. Küçükken oynardım bu oyunu, Kerim bu işi bilmiyor, bir türlü denk getiremedi. Sıkılıyor, köşesinde beklemeye devam ediyor. Sakince değil Kerim'ce oturuyor; duvara vuruyor sonra koridoru izliyor. Ben de Kerim'e bakıyorum, sıkılıyor belli, ayaklarını sürekli sallayıp önüne bakıyor bu sefer. Yine aldı şişeyi, büküyor, eliyle sıkıyor da sıkıyor. Döver gibi hıncını şişeden çıkarırcasına eziyor eliyle yere bastırıp. Ses kulağı tırmalar dereceye varınca yanındaki yaşlıca bir adam yapma kardeşim savunmamı hazırlıyorum diyor. Kerim şaşkınca bakıyor, şişeyi bırakıyor ve tek oyuncağını da çöpe atıyor. Ah Kerim kimse seni görmüyor. Kimsenin umurunda değilsin, daha 16 yaşında bir çocuksun sen diyemiyorum. Yazmaktan sırtım ağrıyor, Kerim duvara vurmaya devam ediyor. Mahkemesi kaçta bilmiyor, nasıl olsa zamanı gelince götürecekler ya umursamıyor. Hayata umursamaz Kerim, ben dışarıyı düşünüyorum, kahroluyorum.
Savunmamın üzerinde düşünürken aklıma hiçbir şey gelmiyor. Düşünmek değil uyumak istiyorum ben. Yattığım süreden dolayı tahliyemi talep ediyorum Hakim Bey. Kerem'in sigara dumanı her yeri sardı. Boğulacak gibi oluyorum, göz gözü görmüyor. Hoş dumanın da kaçacak yeri yok ya, üzerime üzerime geliyor. Kerim sigara içmesen olmaz mı diyeceğim alışmış bir kere içmezse olmaz. 16 yaşında fakat 40 yıllık tiryaki gibi ciğerlerine dolu dolu çekiyor dumanı. Bu şartlarda savunma yapmam zor. Duman, gürültü ve yorgunluktan hiçbir şey düşünecek durumda değilim. Önümdeki demir parmaklıklardan başka hiçbir şey düşünemiyorum ki. Öğlen oldu beklemeye devam ediyoruz. En az 5 saat daha beklerim. Çok yorgunum, neyse ki başımın ağrısı kesildi. Kerim'le konuşuyorum, nerelisin Kerim sen şuralıyım diyor, şurada oturuyorum. Bilmediği yer yok Kerim'in. Bu yaşında bizden çok şey biliyor, tek derdi sigara bir o eksik. Gelene gidene soruyor bakmıyor yüzüme. Bende sigara yok ya sormaya lüzum görmüyor. Ben Kerim'e bakıyorum, o yine bakmıyor. Üzülsem mi üzülmesem mi bilemedim.
Savunma mı dediniz hiç oralı değilim. Yapmasam olmaz mı, duruşmaya çıkmazsam olmaz mı, burada olmasam olmaz mı, şu sigara dumanını ciğerlerime kadar çekmesem olmaz mı? Merak ediyorum sadece. Gereksiz merak benimkisi, merak edip de ne buluyorum ki. Kerim bağırıyor asker abi asker abi diye aman bakın Kerim'e asker abiler bakın şu çocuğa bağırmasın kulağımızın dibinde diyeceğim onlar da bezmişler Kerim ve Kerim gibilerinden. Ne olacak Kerim sigara isteyecek ya da tuvalete gideceğim diyecek, Kerem'in istekleri belli de en önemlisi sigara. Yahu elinde bir tane varken neden ikincisi istersin? Kerim tecrübeli birinci bitince ikincisini gözüyle görmeli yoksa içi rahat etmeyecek, yoksa duvarlara vuracak bağırıp çağıracak. Anlayacağınız dumanı ciğerlerine çekmezse Kerim hiç rahat etmeyecek. Dövmeleri var bir sürü kolunda, parmaklarında. Acı çeke çeke yaptırmış beğeniyormuş dövmelerini, bir dövmeleri var onu da çok görmeyelim Kerim'e değil mi? Sigarasını içeri doğru tüttürürken bir sis dalgası daha kaplıyor nezareti. Arada acı acı öksürüyor, yapma oğlum Kerim yapma kendine bunu diyemiyorum. Kerim yolunu çizmiş ben bozuğum diyor çekecek cigarayı ciğerlerine öyle gelecek kendine. Savunma mı savunma yapmak tam bir külfet benim için. Vakit yaklaşıyor tahliye olacak mıyım acaba bugün? Yemek yiyesim yok, kumanyada yumurta, ekmek, peynir, meyve suyu var hiç canım çekmiyor. Kerim'e ikram ettim istemedi, midemi bulandırıyor dedi, bulandırmaz mı Kerim bulandırmaz mı? Hele şükür Kerim sigarasını içtikten sonra tuvalete gidebildi. Şimdi Kerim'den rahatı yoktur. Gözlerim yanıyor hem yorgunluktan hem sigara dumanından. Sigara dumanı dağılır gibi oldu, Kerim yok ya görmeye başladım ayağımın ucunu. Savunmamın ilk kelimesini bulsam gerisi gelecek de hiç çaba harcayasım yok, hiç gücüm yok. Yorgunum, uyusam şöyle birkaç dakika kendime gelebilirim, ayakta durmakta zorlanıyorum. Bu şartlarda savunma yapmam mümkün mü bilmiyorum. Kerim yok, başka nezarete gitti. Başka dediysem hemen yanımızdaki nezarete sesi kulağımdan gitmiyor oradan biliyorum. 18 yaşının altında suçlu çocuklar var aynı yolun yolcusu olmuşlar. Bir sigara içiyorlar koridorlar dumana boğuluyor, hava bir yere çıkmıyor buradan, hava nereden geliyor merak ediyorum.
Savunma yaptırmayın bana çok yorgunum halsizim yemek yiyesim yok. En son ben çıkacağım en son ve en yorgun ben olacağım. Dışarıyı düşünüp duruyorum, arabadan gördüğüm kadarıyla düşünüyorum o kadar. Kerim'lerden biri şarkı söylüyor, arabesk tabii ki arabeskten başka bir şey bilmiyorlar. Şimdi başkası başladı o da arabesk söylüyor. Yahu neden böylesiniz? Neden böyle bitik? Ne diyorum ben burada mutlu olmak ha! Alayın da bu kadarı. Alay edilecek zaman değil, yeri hiç değil. Kesinlikle bu bir oyun değil hayal de görmüyorum, gerçek hepsi gerçek. Hele Kerim en gerçeği de o. Savunmam da bir ilerleme katedemedim. Ne diyeceğimi inanın bilmiyorum. Ne denir diye düşüne düşüne düşünmeyi bırakmaya karar verdim.
Ve beklenen an Kerim'i mahkemeye götürüyorlar. Kerim mahkemeye çıkacak alışmış umursamıyorum, ceza almasın da girsin çıksın öyle. Giderken izleyemedim onu, bir hızlı gitti ki dumanı yara yara kendine yakışır şekilde. Kerim'den sonra nezaret tenhalaştı, Kerim yokken tadı hiç çıkmıyor. Tuvalete gidiyorum ikinci defa, evet sayı ile gidiyorum önemli mi önemli bir şey bu. Kolay gelmiyor sıra, ben de sayarak çıkıyorum. Mahkemeden önce bir kere daha çıkabileceğini hesapladım, hesaplamazsam başıma gelecekleri biliyorum çünkü. Tuvalet öyle kirli ki suyu dökerken kirin olduğu gibi kaldığını görüp umursamaz bir tavır takınıyorum. Çok kirli bir tuvaleti su ile temizleme çaresizliği benimkisi. Sıvı sabun dibini görmüş, bu sabun bile nasibini almış, bitmiş sonunda. Koridor dumanlı, ben de Kerim gibi yara yara geçiyorum dumanı. Duruşmama 3 saat kalmış, 3 saat ne ki ne savunma yapılır bu kadar zamanda! Savunma yapmak yerine neler neler yapılır halbuki! O kadar şey var ki gerçekten savunma hazırlamak niyeyse aralarında yok bunların. Gündüz hala, saatten bildiğim kadarıyla o da, içerisi mahzen gibi karanlık. Gece deseniz inanırım, burası geceyi ömür boyunca yaşıyor olsa gerek. Hala kafamda çarpık görüntüler bir sürü hayal, bırak oğlum bırak sen buraya bak gördüğün manzaradasın çünkü.
Savunma mavunma kalmadı kafa kalmadı ki bende düşünecek havayı çekecek kafa kalmadı ki! Kerim geldi, yanda ıslık çalıyor, koridorda da gördüm yine aynı Kerim mahkemeye girmesiyle çıkması bir olmuş ve tavrında hiçbir değişiklik olmayan bir Kerim o. Kimse bu kadar soğuk kanlı olmamıştır 16 yaşındaki bu çocuk gibi. Kerim ne mahkemeler gördü ve görecek de. 60 tane dosyası var, 60 tane verecek hesabı. Öyle mi gerçekten Kerim öyle yaramaz bir çocuk musun sen? Onca şeyi tek başına yaparak hayatını karartan Kerim gibi kaç çocuk vardır kim bilir? Kim bilir kaç tane Kerim var bilmek istemiyorum. Peki bilmeyince olmuyor mu sanki, oluyor da ben de söyleniyorum işte. Savunma yapayım derken Kerim oldum, Kerim gibi bir hayatı gözlerimin önüne getirip yaşayınca kahroldum. Sen daha ufacık çocuksun Kerim, ne arıyorsun burada? Ben ne yapacağım savunmaya yapacağım altı üstü. Tahliye talebi ve hürriyetin mavisini ciğerlerime kadar çekerken Kerim burada yatmaya devam edecek. Yıllar sonra çıkacak elbet, o vakit karşılaşır mıyız bilmiyorum. Karşılaşacak olsam ve konuşabilsem ne derdim acaba? Hah şöyle diyecektim:" Kerim tahliye için kurduğun hayallerini gerçekleştirebildin mi?" evet diyecekti gülüp geçecekti. Geçen yıllarına düşünmeden önüne bakmaya devam edecek, bildiğini yapacaktı belki de bilmiyorum. Kerim bu, başka bir dünya benim için başka bir adam o. Ben savunma yapmaya durayım, o bildiğini okuyacak aleme. Kimse de dönüp bakmayacak, tiksinecek daha da kötüsü ondan. Kimse Kerim'i adam yerine koymayacak yani...
Onca aydır tutukluyum Hakim Bey, psikolojim bozuldu desem inanır mısınız? Tuvalete gitmek ne kadar zormuş, 2 saat sonra anca sıra geldi. Hadi bu sefer gittin bir dahakine kim bilir kaç saat bekleyeceksin. Kerim'in 60 dosyası varmış, 16 yaşında ve 60 dosya şaka gibi. Neler var diyorum, hırsızlık gasp diye devam ediyor. Sigarasız yapamıyor Kerim, nereden bulduysa bir sigara tüttürüyor. Ağır sigara dumanı altında Kerim'in ciğerleri bayram ediyor. Oturmaktan sıkıldım, volta atayım diyorum 3-4 adım o kadar. Tüm yükümü vererek demir parmaklıklara yaslandım. Ayakta duracak mecalim yok, yorgunum. Savunmam mı söyleyecek pek bir şeyim yok. Kalemimi kaybettim ilk duruşmamda, savunma deyince aklıma ilk kalemim geliyor. Nerede düşürdüm hiç bilmiyorum, moralim bozuk fakat kullanmasını bilen biri bulmuştur diye kendimi kandırıyorum. Kerim yerinde durmuyor, kah duvara vuruyor kah bağırıyor. Çocuk huzursuz sigara lazım ona. Hadi muhabbet edelim Kerim. Sohbet ediyor da bir dakikadan fazla dikkatini veremiyor bana. Bir ailenin 7 çocuğundan biriymiş. Hapisteymiş abisi de 8 senedir, yanlış mı duydum yoksa. Yok maalesef yanlış duymadım. Ailede bir biz bozuğuz diyor, bozukmuş Kerim, kabullenmiş. Tahliye hayali kurdun mu, kurdum diyor. Kesin kurmuştur. Söyleyeceğim bir şey yoktur Hakim Bey, ne diyebilirim bilmiyorum. Kerim su şişesi ile oynuyor, attığı şişeyi yerde dik durdurmaya çalışıyor. Küçükken oynardım bu oyunu, Kerim bu işi bilmiyor, bir türlü denk getiremedi. Sıkılıyor, köşesinde beklemeye devam ediyor. Sakince değil Kerim'ce oturuyor; duvara vuruyor sonra koridoru izliyor. Ben de Kerim'e bakıyorum, sıkılıyor belli, ayaklarını sürekli sallayıp önüne bakıyor bu sefer. Yine aldı şişeyi, büküyor, eliyle sıkıyor da sıkıyor. Döver gibi hıncını şişeden çıkarırcasına eziyor eliyle yere bastırıp. Ses kulağı tırmalar dereceye varınca yanındaki yaşlıca bir adam yapma kardeşim savunmamı hazırlıyorum diyor. Kerim şaşkınca bakıyor, şişeyi bırakıyor ve tek oyuncağını da çöpe atıyor. Ah Kerim kimse seni görmüyor. Kimsenin umurunda değilsin, daha 16 yaşında bir çocuksun sen diyemiyorum. Yazmaktan sırtım ağrıyor, Kerim duvara vurmaya devam ediyor. Mahkemesi kaçta bilmiyor, nasıl olsa zamanı gelince götürecekler ya umursamıyor. Hayata umursamaz Kerim, ben dışarıyı düşünüyorum, kahroluyorum.
Savunmamın üzerinde düşünürken aklıma hiçbir şey gelmiyor. Düşünmek değil uyumak istiyorum ben. Yattığım süreden dolayı tahliyemi talep ediyorum Hakim Bey. Kerem'in sigara dumanı her yeri sardı. Boğulacak gibi oluyorum, göz gözü görmüyor. Hoş dumanın da kaçacak yeri yok ya, üzerime üzerime geliyor. Kerim sigara içmesen olmaz mı diyeceğim alışmış bir kere içmezse olmaz. 16 yaşında fakat 40 yıllık tiryaki gibi ciğerlerine dolu dolu çekiyor dumanı. Bu şartlarda savunma yapmam zor. Duman, gürültü ve yorgunluktan hiçbir şey düşünecek durumda değilim. Önümdeki demir parmaklıklardan başka hiçbir şey düşünemiyorum ki. Öğlen oldu beklemeye devam ediyoruz. En az 5 saat daha beklerim. Çok yorgunum, neyse ki başımın ağrısı kesildi. Kerim'le konuşuyorum, nerelisin Kerim sen şuralıyım diyor, şurada oturuyorum. Bilmediği yer yok Kerim'in. Bu yaşında bizden çok şey biliyor, tek derdi sigara bir o eksik. Gelene gidene soruyor bakmıyor yüzüme. Bende sigara yok ya sormaya lüzum görmüyor. Ben Kerim'e bakıyorum, o yine bakmıyor. Üzülsem mi üzülmesem mi bilemedim.
Savunma mı dediniz hiç oralı değilim. Yapmasam olmaz mı, duruşmaya çıkmazsam olmaz mı, burada olmasam olmaz mı, şu sigara dumanını ciğerlerime kadar çekmesem olmaz mı? Merak ediyorum sadece. Gereksiz merak benimkisi, merak edip de ne buluyorum ki. Kerim bağırıyor asker abi asker abi diye aman bakın Kerim'e asker abiler bakın şu çocuğa bağırmasın kulağımızın dibinde diyeceğim onlar da bezmişler Kerim ve Kerim gibilerinden. Ne olacak Kerim sigara isteyecek ya da tuvalete gideceğim diyecek, Kerem'in istekleri belli de en önemlisi sigara. Yahu elinde bir tane varken neden ikincisi istersin? Kerim tecrübeli birinci bitince ikincisini gözüyle görmeli yoksa içi rahat etmeyecek, yoksa duvarlara vuracak bağırıp çağıracak. Anlayacağınız dumanı ciğerlerine çekmezse Kerim hiç rahat etmeyecek. Dövmeleri var bir sürü kolunda, parmaklarında. Acı çeke çeke yaptırmış beğeniyormuş dövmelerini, bir dövmeleri var onu da çok görmeyelim Kerim'e değil mi? Sigarasını içeri doğru tüttürürken bir sis dalgası daha kaplıyor nezareti. Arada acı acı öksürüyor, yapma oğlum Kerim yapma kendine bunu diyemiyorum. Kerim yolunu çizmiş ben bozuğum diyor çekecek cigarayı ciğerlerine öyle gelecek kendine. Savunma mı savunma yapmak tam bir külfet benim için. Vakit yaklaşıyor tahliye olacak mıyım acaba bugün? Yemek yiyesim yok, kumanyada yumurta, ekmek, peynir, meyve suyu var hiç canım çekmiyor. Kerim'e ikram ettim istemedi, midemi bulandırıyor dedi, bulandırmaz mı Kerim bulandırmaz mı? Hele şükür Kerim sigarasını içtikten sonra tuvalete gidebildi. Şimdi Kerim'den rahatı yoktur. Gözlerim yanıyor hem yorgunluktan hem sigara dumanından. Sigara dumanı dağılır gibi oldu, Kerim yok ya görmeye başladım ayağımın ucunu. Savunmamın ilk kelimesini bulsam gerisi gelecek de hiç çaba harcayasım yok, hiç gücüm yok. Yorgunum, uyusam şöyle birkaç dakika kendime gelebilirim, ayakta durmakta zorlanıyorum. Bu şartlarda savunma yapmam mümkün mü bilmiyorum. Kerim yok, başka nezarete gitti. Başka dediysem hemen yanımızdaki nezarete sesi kulağımdan gitmiyor oradan biliyorum. 18 yaşının altında suçlu çocuklar var aynı yolun yolcusu olmuşlar. Bir sigara içiyorlar koridorlar dumana boğuluyor, hava bir yere çıkmıyor buradan, hava nereden geliyor merak ediyorum.
Savunma yaptırmayın bana çok yorgunum halsizim yemek yiyesim yok. En son ben çıkacağım en son ve en yorgun ben olacağım. Dışarıyı düşünüp duruyorum, arabadan gördüğüm kadarıyla düşünüyorum o kadar. Kerim'lerden biri şarkı söylüyor, arabesk tabii ki arabeskten başka bir şey bilmiyorlar. Şimdi başkası başladı o da arabesk söylüyor. Yahu neden böylesiniz? Neden böyle bitik? Ne diyorum ben burada mutlu olmak ha! Alayın da bu kadarı. Alay edilecek zaman değil, yeri hiç değil. Kesinlikle bu bir oyun değil hayal de görmüyorum, gerçek hepsi gerçek. Hele Kerim en gerçeği de o. Savunmam da bir ilerleme katedemedim. Ne diyeceğimi inanın bilmiyorum. Ne denir diye düşüne düşüne düşünmeyi bırakmaya karar verdim.
Ve beklenen an Kerim'i mahkemeye götürüyorlar. Kerim mahkemeye çıkacak alışmış umursamıyorum, ceza almasın da girsin çıksın öyle. Giderken izleyemedim onu, bir hızlı gitti ki dumanı yara yara kendine yakışır şekilde. Kerim'den sonra nezaret tenhalaştı, Kerim yokken tadı hiç çıkmıyor. Tuvalete gidiyorum ikinci defa, evet sayı ile gidiyorum önemli mi önemli bir şey bu. Kolay gelmiyor sıra, ben de sayarak çıkıyorum. Mahkemeden önce bir kere daha çıkabileceğini hesapladım, hesaplamazsam başıma gelecekleri biliyorum çünkü. Tuvalet öyle kirli ki suyu dökerken kirin olduğu gibi kaldığını görüp umursamaz bir tavır takınıyorum. Çok kirli bir tuvaleti su ile temizleme çaresizliği benimkisi. Sıvı sabun dibini görmüş, bu sabun bile nasibini almış, bitmiş sonunda. Koridor dumanlı, ben de Kerim gibi yara yara geçiyorum dumanı. Duruşmama 3 saat kalmış, 3 saat ne ki ne savunma yapılır bu kadar zamanda! Savunma yapmak yerine neler neler yapılır halbuki! O kadar şey var ki gerçekten savunma hazırlamak niyeyse aralarında yok bunların. Gündüz hala, saatten bildiğim kadarıyla o da, içerisi mahzen gibi karanlık. Gece deseniz inanırım, burası geceyi ömür boyunca yaşıyor olsa gerek. Hala kafamda çarpık görüntüler bir sürü hayal, bırak oğlum bırak sen buraya bak gördüğün manzaradasın çünkü.
Savunma mavunma kalmadı kafa kalmadı ki bende düşünecek havayı çekecek kafa kalmadı ki! Kerim geldi, yanda ıslık çalıyor, koridorda da gördüm yine aynı Kerim mahkemeye girmesiyle çıkması bir olmuş ve tavrında hiçbir değişiklik olmayan bir Kerim o. Kimse bu kadar soğuk kanlı olmamıştır 16 yaşındaki bu çocuk gibi. Kerim ne mahkemeler gördü ve görecek de. 60 tane dosyası var, 60 tane verecek hesabı. Öyle mi gerçekten Kerim öyle yaramaz bir çocuk musun sen? Onca şeyi tek başına yaparak hayatını karartan Kerim gibi kaç çocuk vardır kim bilir? Kim bilir kaç tane Kerim var bilmek istemiyorum. Peki bilmeyince olmuyor mu sanki, oluyor da ben de söyleniyorum işte. Savunma yapayım derken Kerim oldum, Kerim gibi bir hayatı gözlerimin önüne getirip yaşayınca kahroldum. Sen daha ufacık çocuksun Kerim, ne arıyorsun burada? Ben ne yapacağım savunmaya yapacağım altı üstü. Tahliye talebi ve hürriyetin mavisini ciğerlerime kadar çekerken Kerim burada yatmaya devam edecek. Yıllar sonra çıkacak elbet, o vakit karşılaşır mıyız bilmiyorum. Karşılaşacak olsam ve konuşabilsem ne derdim acaba? Hah şöyle diyecektim:" Kerim tahliye için kurduğun hayallerini gerçekleştirebildin mi?" evet diyecekti gülüp geçecekti. Geçen yıllarına düşünmeden önüne bakmaya devam edecek, bildiğini yapacaktı belki de bilmiyorum. Kerim bu, başka bir dünya benim için başka bir adam o. Ben savunma yapmaya durayım, o bildiğini okuyacak aleme. Kimse de dönüp bakmayacak, tiksinecek daha da kötüsü ondan. Kimse Kerim'i adam yerine koymayacak yani...



Yorumlar
Yorum Gönder