Ana içeriğe atla

Suni Ağaç

      
 Bir bankta oturuyorum. Canım acayip sıkılıyor. Hastane koridorundayım da bir hastamı bekliyorum sanki bu uğursuz yerde. Önümden tek dük geçenler oluyor. Nedense kafamı kaldırıp da bakmaya hiç niyetim yok. Yanıma biri otursa umurumda olmayacak, öyle sıkılıyor canım. Kafamı ellerimin arasına alıp  eğildikçe  eğiliyorum. Nereden geldim buraya? Ne yapıyorum ben? Soruları kafamda dönüp dururken insanların aralarındaki konuşmaları dinliyorum. Ne kadar tutarsız yaşıyoruz diye düşünmeden edemiyorum. Yerdeki fayanslar, duvar boyaları ile floresan ışığı hepsi birden rahatsız edici bir şekilde bembeyaz. Saçlarımı karıştırıyorum, sıkıntımdan sürekli oynuyorum. İlk önce arkaya doğru atmaya çalışıyorum sonra iki elimi saçlarımın arasında sokup kalıyorum stresliyken yaptığım gibi. Olmayacak böyle kafa derimi tırnaklayıp sökmek istiyorum. İyice sıyırmaya başladım galiba. Dikkatimi toplamalıyım derken karşıya bakıyorum. Nasıl olduysa fark ediyorum o şeyi; beni derin düşüncelere sevk eden suni bir ağacı... 
   Saksıya konmuş plastikten ve bir o kadar yalancıktan bir ağaç. Kendi dünyamızda gerçeğine bile yer bulamamış plastik bir ağaç ya ne sandınız! Dondum kaldım öylece. Ne kadar suni olduğumuzun bir göstergesi adeta bir anıtı gibiydi. Üzülsem mi sıkılsam mı kara kara düşünsem mi bilemedim.  Etrafındaki insanlar etten kemiktendi ama bu  ağaçtan daha suni göründü gözüme. Neden şimdiye kadar dikkatimi çekmedi diye düşündüm ve anladım ki o kadar suniliklerin arasında iyi gizlenmiş plastik cismiyle. Ağacı da kendimize benzetmemize şaşırdım. Gerçeğine bile bakmaktan aciz, üşengeç,  umursamaz olmuşuz meğer. Bir ağaca verdiğimiz değer bu kadar işte. Gözümüze yeşillik veya renklilik katsın yeter. Devam edelim böyle. Bütün ağaçlarımız teker teker bizim tarafımızdan yok edilinceye kadar  böyle sunilerini yapalım  fabrikadan seri üretimle. Nasıl olsa onlar da aynı işlemi görüyor değil mi?
     
   Evet bütün sıkıntılarımı unuttum ve o suni ağacı seyrettim bir müddet. Düşüncelerimi onda topladım ve derin bir iç çektim. Sahip çıkamadığım bir emanet gözüyle baktım. Oysaki  ağaçları ne kadar da çok severim ben. Çocukluğumdan beri hep etrafımdaydılar. Arkadaşlarım onları benim hiçbir zaman benden bir şey beklemeyen gölgesi ve meyvesiyle hep veren fedakar arkadaşlarım benim. Ağaçlarla haşır neşir olmak ne güzeldi eskiden. Şimdiyse karşımda suni bir ağaç duruyor.  Benim biricik arkadaşlarımın mezar taşı misali öylece kaskatı bana bakıyor, ben bu güzelliğin plastik görüntüsüyle avunuyorum ve içimden bir şeyler daha kopuyor, üzülüyorum. En kötüsü de ağaçlarımızın acımasızca yok edilirken ki vurdumduymazlığımız. Beni de bu kahrediyor ya!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Senden Sonra Ben

Sen gittiğinden beri çok değişti şehrim Yeni binalar uzadı fidan fidan Yollar birikti çehreler eskidi Sinemalara yeni filmler geldi Artık başka şarkılar var başka şarkıcılar Bir gök yüzü değişmedi azıcık daraldı o kadar Sen gittiğinden beri çok değişti insanlarım Saçlarına ak düştü yüzlerine çizgiler kondu Çocukları doğdu büyüdü şimdi adam oldular Göçenler oldu buradan uzaklara Kimiyse yeraltında sonsuz istirahatgahında Bir hayat meşgalesi değişmedi azıcık arttı o kadar Sen gittiğinden beri çok değişti evim Duvarları taşıyamaz oldu yükünü Döküldü rutubetten boyası süsü Çekindiğimiz resimdeki gibi değil daha yaşlı anlayacağın Biraz mahzun biraz gururlu ve tabi hala ayakta Bir yolu değişmedi azıcık uzadı o kadar Sen gittiğinden beri çok değiştim ben İlk önce insanlar uzaklaştı çevremden Sonra ben uzaklaştım kaçarcasına her şeyden Yorgunum yaşlıyım penceremden bakıyorum habire Özlüyorum çok, unutmuyorum gidişini öyle bekliyorum B...

16'lık Kerim

  Söyleyeceğim bir şey yoktur Hakim Bey. Öncelikle tahliyemi, lehime durumların göz önünde bulundurulmasıyla beraatimi talep ediyorum. Takdir sizindir Hakim Bey, onca zaman içerde geçirdim. Aleyhime değişen bir durum olmamıştır. Şimdilik söyleyeceklerim bu kadardır, hükümle beraber beraatimi talep ediyorum. Nezaretteyim, şarkı söyleyen çocuk susmuyor. Kerim sigara arayıp duruyor, Kerim'in yaşı 16,  nezaret arkadaşımız. Sigarasızlıktan yerinde duramıyor. Belki de bu yüzden en çok ilgimi çeken o bu kalabalıkta. Evet nezaret ağzına kadar dolu. Herkes bir köşeye çekilmiş, dert yanıyor bir diğerine. Ben en köşedeyim, uyumak mümkün değil, sırtımı duvara bile  dayayamıyorum ki. Buz gibi duvar çekiyor beni. Tuvalet sırası gelmiyor bir türlü. İnsanlık hali işte, bir sürü insan sıra gelecek mi gelmeyecek mi bekliyoruz işte. Dakikaları sayıyorum, namussuz dakikalar geçmek bilmiyor. Sırtım ağrımaya başladı, iki büklüm oturuyorum duvara yaslanmadan, iki büklüm boynum ağrıyor iki bü...

Arama beni

Arama beni uzaktayım Yolcusuyum bu yolların Git gel alıştım şeritlere Otobüs camından akar dünyam Şu yol bitmeden ineceğim Arama beni uzaktayım Ağır ağır adımlıyorum sokakları Burası neresi şaşkınca bakınıyorum Evler hangi biriniz alır beni Şu yağmur düşmeden ıslanacağım Arama beni uzaktayım Geceler gündüzler geçiyor üstümden Hayat meşgalesi değişmiyor buhranlı Ve tıpkısının aynısı insanlar Şu dakka dolmadan yaşlanacağım Arama beni uzaktayım Bir köşebaşı kahvesinde oturmuşum Pinekliyorum yalnız başıma Sabahtan akşama gözüm aynı sokakta Şu karanlık çökmeden çıkacağım Arama beni uzaktayım Görmüyor gözlerim tutmuyor dizlerim Ne işe yarar sensiz günlerim Geçti bugün de yarın ne olacak kimbilir Şu kuşlar uçmadan göçeceğim Aşk Şiirleri:    Yazmak Seni ,   Kalp Ağrısı ,   Sevgi mi ,   Sevda düştü yüreğime ,   Sevmek var ,   Sen sus ben konuşayım ,  Her yer sen ,  Bilmiyorum ,  Diyem...