Daha iki gün önce koyun felsefesinden bahsediyordum. Gerçi uzun zamandır aklımı kurcalayan bir mesele olmasına rağmen şimdi şimdi yazmak geldi içimden. Derken garip bir şey oldu. Dün haberlere göz gezdiriyorum. Gündemde o kadar çok haber var ki hangi birinden başlayacağınızı bilmeden hepsini karıştırır hiçbirini de okumazsınız değil mi? Ben de bu halet-i ruhiye ile okumadan geçiyorum derken bir haber başlığı dikkatimi çekiyor;" 500 koyun peş peşe intihar etti."
Arka arkaya intihar eden koyunların olayı bayağı ilginç. Sürünün önündeki koyunlardan biri karşı yamaca geçerken atlıyor ve düşüyor. Sonra diğer koyunlar da arkasından bu düşüşe koşarak katılıyorlar. Koyunların sürü halinde yaşadıklarını pekala biliyoruz. Sürü demek aynı yönde öndekini takip ederek yaşamak ve bu olaydaki gibi sonuna kadar gitmek olsa gerek. Konu hakkında bilgili kişiler en büyük sürü başının çoban olduğunu söylüyorlar. Sürü ile çoban iletişim halinde olmalı ki çoban, sürüyü senkronize halde yönetebilsin. Çobansız bir sürü her ne kadar istedikleri yöne gidiyor dense de tabii ki yine en öndeki koyunu takip ederek amaçsızca hareket edeceklerdir. Çünkü koyunlar içlerindeki herhangi olumsuz içgüdüye karşı aklına ilk geleni yapıyor, önündekini takip ediyor. Koyunlar ürkek hayvanlardır, aklınıza gelebilecek her şeyden etkilenebilirler. Çobanlar dikkatli olmalı hem de çok dikkatli. Böyle bir kalabalığı kontrol etmek için gözünü sürüsünden ayrılmamalı. Koyun felsefesi demiştim ya asıl meseleyi kaçırmışım; kontrol.
Güçlü bir otorite ister koyunlar, arkasından her halükarda giderler. Çünkü koyunlar korkaktır, düşünmezler sadece önündekine bakıp dosdoğru aynısını yaparlar. Tek kalmak onlar için uçurumdan atlamaktan daha kötüdür. Düşünün bir kere, ölmek pahasına grupla hareket ediyorlar. Bir de bu sürünün önüne katılarak sürüklendiğinizi düşünün. Temel sorun bu aslında, koyunlaşan bir güruhun bir parçası haline gelmek, ne kadar kurtulmaya çalışsan da kalabalığın önünde katılıp uçurma yuvarlanmak. Bireysellikten bahsediyoruz değil mi aslında koca bir yalanın içindeyiz. Muazzam bir kalabalık olduk, belki bir kısmımız değil ama biz de aynı yöne gidiyoruz hep beraber. Modern çağın süslü kelimelerine takılıp büyülenmişiz bir kere; demokrasi, adalet, bireysel hak ve hürriyetler vs vs ne çok kullanıyoruz ve ne çok bunlarsız yaşıyoruz. Çelişkiler bizi kalabalıklaştırıyor tıpkı bir koyun sürüsü gibi. Koyunlara kafayı takmış değilim, koyun haberlerini önünüze getirerek zamanınızı almak da istemem. Koyun felsefesini anlamaya çalışmazsak şayet ne olabileceğine dikkatinizi çekmek benimkisi olsa olsa. Yolun sonundaki bir uçurumu ve arka arkaya giden koyunları hatırlatıyorum sizlere. Öğrenmek için illa ki tecrübe etmeye gerek var mı? Hem belki de ben bir ahmağım, neden dinleyesiniz ki benim gibi birini öyle ya!
Konuyla İlgili Diğer Yazılar: Koyun Felsefesini Anlamak, Uçurum İnsanları(Koyun Felsefesinin Devamıdır)

Yorumlar
Yorum Gönder