Ana içeriğe atla

Kabus

   
  Yatakta bir sağa bir sola  döndüğümün farkında uyanmaya çabalıyorum fakat nafile, bir kabusun içindeydim ben. Karanlık bir dünyanın bilinmez bir yerindeyim ve bir kulübenin içinde ben ile arkadaşım varız sadece, bir şifre kombinasyonu üzerinde çalışıyoruz ikimiz. Kabusumun başından sonuna beni deli eden rakamları çözmeye çalışarak geçirirken her defasında sinirlenip işlemlerimi karalıyorum ya da başka bir kağıda geçiyorum.
  Bu sırada nereden çıktığını bilmediğim bir adam geliyor yanıma. Duvarın uzak ve karanlık köşesinden çıkmış olduğunu gölgesinin uzantısından anlıyorum. Sadece pencereleri var kulübenin, kapı yok nereye baksam göremiyorum kapı yok. Bir sürü karanlık var duvarlarda, yanıma gelen garip adamın çıktığı gibi. Şifreyi bir an önce çözmem için tehditkar bir şekilde konuşuyor benimle, bense  umursamaz bir tavırla tamam deyip başımdan savıyorum. Arkadaşım bana arkasını dönmüş kıpırdamadan duvara bakıyor. Neden böyle yapıyor hem üzülüyorum hem de merak etmiyorum ve çok önemli saydığım işime devam ediyorum. 
     Kafamı kaldırmamla etrafımdaki kötücül adamları fark etmem bir oluyor. Nasıl girdikleri yine belli değil tabi. Evin içindeki deliklerden haşere gibi çıkıyorlar durmaksızın. İstifini bozmuyorum ama basbayağı korkuyorum. İçlerinden en korkunç yüzlüsü kulağıma eğilip ne zaman biteceğini soruyor, sabah olmadan bitirim diyorum. Sabah demişken kulübenin üç penceresi olduğunu hatırlıyorum. Dışarıdan sızan zift gibi karanlık içerideki aydınlığı boğuyor adeta. Bitmeyen bir gecenin içindeyim ve başımda gölgeden korkunç adamlar. Tamam bitireceğim, ben de çözemezsem siz hiç çözemezsiniz diyorum. Rakamlara, kağıtlara göz  gezdiriyor, işin içinden çıkamayacağını anlamış olacak ki bana hak verip adamlarına sandalyelere oturmalarını söylüyor ve ağır hareketlerle yerleşiyorlar sandelyelerine. Kimse birbiriyle konuşmuyor aynı arkadaşım gibi duvarda sabit bir noktaya bakıyorlar. Arkadaşımsa bir kenarda otururken şimdi iyice gölgeye bürünmüş kayboluyordu önümden, kendimi yapayalnız hissediyorum bu yabancıların içinde.
     Yoğun bir duman sızıyor içeri sonra; kara ve esrarlı bir  duman bu. Pencerelerden giriyor ve yakaladığını sıkı sıkı boğazlıyor. Adamlar yine kıpırdamıyor, dumanın onları öldürmesini bekliyorlar sanki. Gözleri yerinden fırlamış ve kafaları bir sağa bir sola yatmış cesetler paniklememe neden oluyor. Hemen adamları pencereden uzaklaştırmaya çalışıyorum. Hala yaşadığını sandığım kişileri  dürtüyorum ama donuk gözlerini milim kıpırdatmıyorlar, bu beni daha da korkutuyor. Yaşadığım dehşetin etkisiyle  sandalyeler ile birlikte adamları kaldırıp pencereden uzak tarafa koyuyorum. Kurtaramadıklarıma acıyla bakıyor ve hiç zaman kaybetmeden diğerlerini kurtarmaya çalışıyorum. İşte bu anda uyanıyorum kabusumdan. Kalbim deli gibi çarpıyor. Gözlerim uykuya doymamış ve olanca ağırlığıyla kapanmasına rağmen uyumak istemiyorum. Her şeyin bir kabus olduğunu bilmeme rağmen kalbim güm güm atıyor inatla. Uzanıyorum ve tavana  bakıyorum bir müddet. Olmuyor hemen bu yataktan, bu kabustan uzaklaşmalıyım. Kaçarcasına terk ediyorum olay mahallini, pencereden bakıyorum hava bulutlu. Yüzümü yıkamam  ve  tam anlamıyla uyanmam lazım. Aynanın karşısındaki aksime bakıyorum suyu her yüzüme çarptığımda. Sanki farklı bir bedendeyim, bu ben değilim. Temiz hava almak için dışarı atıyorum kendimi. Başımı yukarı kaldırıp bulutların üstü  üste binişini izliyorum. Her yer siyah beyaz. Etrafımı izlemeyi bırakıp bir sandalyeye oturuyorum ve tıpkı kabusumdaki gibi bir masada  defterimi açıyorum. Rakamların yerine kargacık burgacık yazılarım var. Elime kalemimi almamla  kabusuma geri dönüyorum. Bu sefer  kendimden daha emin ve korkmayarak tabi.

Benzer Yazılar: Kendimle KonuşmakYüzler , Nostaljik Havalar , Tarih Olacaksınız , Yazmak , Ben Karanlıkları Severim

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Senden Sonra Ben

Sen gittiğinden beri çok değişti şehrim Yeni binalar uzadı fidan fidan Yollar birikti çehreler eskidi Sinemalara yeni filmler geldi Artık başka şarkılar var başka şarkıcılar Bir gök yüzü değişmedi azıcık daraldı o kadar Sen gittiğinden beri çok değişti insanlarım Saçlarına ak düştü yüzlerine çizgiler kondu Çocukları doğdu büyüdü şimdi adam oldular Göçenler oldu buradan uzaklara Kimiyse yeraltında sonsuz istirahatgahında Bir hayat meşgalesi değişmedi azıcık arttı o kadar Sen gittiğinden beri çok değişti evim Duvarları taşıyamaz oldu yükünü Döküldü rutubetten boyası süsü Çekindiğimiz resimdeki gibi değil daha yaşlı anlayacağın Biraz mahzun biraz gururlu ve tabi hala ayakta Bir yolu değişmedi azıcık uzadı o kadar Sen gittiğinden beri çok değiştim ben İlk önce insanlar uzaklaştı çevremden Sonra ben uzaklaştım kaçarcasına her şeyden Yorgunum yaşlıyım penceremden bakıyorum habire Özlüyorum çok, unutmuyorum gidişini öyle bekliyorum B...

16'lık Kerim

  Söyleyeceğim bir şey yoktur Hakim Bey. Öncelikle tahliyemi, lehime durumların göz önünde bulundurulmasıyla beraatimi talep ediyorum. Takdir sizindir Hakim Bey, onca zaman içerde geçirdim. Aleyhime değişen bir durum olmamıştır. Şimdilik söyleyeceklerim bu kadardır, hükümle beraber beraatimi talep ediyorum. Nezaretteyim, şarkı söyleyen çocuk susmuyor. Kerim sigara arayıp duruyor, Kerim'in yaşı 16,  nezaret arkadaşımız. Sigarasızlıktan yerinde duramıyor. Belki de bu yüzden en çok ilgimi çeken o bu kalabalıkta. Evet nezaret ağzına kadar dolu. Herkes bir köşeye çekilmiş, dert yanıyor bir diğerine. Ben en köşedeyim, uyumak mümkün değil, sırtımı duvara bile  dayayamıyorum ki. Buz gibi duvar çekiyor beni. Tuvalet sırası gelmiyor bir türlü. İnsanlık hali işte, bir sürü insan sıra gelecek mi gelmeyecek mi bekliyoruz işte. Dakikaları sayıyorum, namussuz dakikalar geçmek bilmiyor. Sırtım ağrımaya başladı, iki büklüm oturuyorum duvara yaslanmadan, iki büklüm boynum ağrıyor iki bü...

Arama beni

Arama beni uzaktayım Yolcusuyum bu yolların Git gel alıştım şeritlere Otobüs camından akar dünyam Şu yol bitmeden ineceğim Arama beni uzaktayım Ağır ağır adımlıyorum sokakları Burası neresi şaşkınca bakınıyorum Evler hangi biriniz alır beni Şu yağmur düşmeden ıslanacağım Arama beni uzaktayım Geceler gündüzler geçiyor üstümden Hayat meşgalesi değişmiyor buhranlı Ve tıpkısının aynısı insanlar Şu dakka dolmadan yaşlanacağım Arama beni uzaktayım Bir köşebaşı kahvesinde oturmuşum Pinekliyorum yalnız başıma Sabahtan akşama gözüm aynı sokakta Şu karanlık çökmeden çıkacağım Arama beni uzaktayım Görmüyor gözlerim tutmuyor dizlerim Ne işe yarar sensiz günlerim Geçti bugün de yarın ne olacak kimbilir Şu kuşlar uçmadan göçeceğim Aşk Şiirleri:    Yazmak Seni ,   Kalp Ağrısı ,   Sevgi mi ,   Sevda düştü yüreğime ,   Sevmek var ,   Sen sus ben konuşayım ,  Her yer sen ,  Bilmiyorum ,  Diyem...