Ana içeriğe atla

Yüzler

         
Yüzlerimiz ne tuhaf değil mi? Bin bir türlü şekle girer ve bin bir türlü anlam ifade ederler. Çoğu zaman da anlayamayız ya da anlamak istemeyiz ne demek istediğini. Vicdan azabı çekeceğimiz bir şeyi söylediğimizde  karşımızdakinin yüzüne bakamayız. Korkarız, çekiniriz yüzündeki anlamdan. Utanması sıkılması olmayan kişilere "yüzsüz" deriz, " yüzü hiç kızarmıyor" deriz. Farklı kişiliklere bürünüp  birine farklı diğer bir kişiyeyse bambaşka davrananlara, bir dediği bir dediğini tutmayanlara  "ikiyüzlü" deriz. Neden böyle deriz,  neden yüz üzerinden değerlendirme yaparız ve neden hep yüzdür bu hedefine atılmış oklar? 
          
 Ruhumuzun aynasıdır yüz. O kadar çok anlam yüklüdür ki anlayamayız, çözemeyiz bir türlü.  Hep düşündüğümüz gibi olduğunu sandığımız yüz ifadelerinin anlamları çoğu zaman yanıltır bizi. Biz de anlamadığımız, bir türlü çözemediğimiz bu muammaya deyimlerle, söz öbekleri ile anlam yüklemeye çalışır ithamlarda bulunuruz. Ne kadar da acımasızızdır oysa ki!
         
  Ruhumuzun aynasıdır yüz. Her ne kadar ayna da olsa gerçeği yansıtmaz çoğu zaman, çarpıtır gerçekliği.  İçinde fırtınalar kopan bir kişi mesela hiç belli etmez bunu. Tufanlar da kopsa içinde yüzünde bir kıpırtı bile olmaz. Belli etmez rengini diğer bir deyişle. Ama ne yaparsa yapsın yüzündeki çizgilere, kırışıklıklara yansır bir şekilde bu. Bir anlamda yüz maske olmuştur gerçekleri gizlemek için. Öyle kalın ve sağlam bir maskedir ki inanırsınız o an ne demek istiyorsa.
         
     Fakat dedim ya illa ki bir yerden ele verir kendini. Nasıl suyun geçişine engel olan taşların yavaş yavaş çatlaması gibi gerçekler de öyle yavaş yavaş çıkar ve oturur yüzün derin hatlarına. Zaman gelir o maske olan yüz artık çıplak kalmıştır. Her şey ayan beyan olur. Bütün sıkıntılar,  kederler birer çizgi olarak işlenir teker teker. Bir harita gibidir yüz. Her çizginin, kavisin, gamzenin, gülümsemenin bir anlamı vardır. Harita yaş ilerledikçe adeta tamamlanır. Nasıl dünya plakalar üzerine kurulmuştur da plakaların hareketi ile yeryüzü son halini alır bunun gibi de yıllar geçtikçe, tecrübeler edinildikçe  yüz de asıl halini alır. İşte o zaman anlarsınız yüzün ne demek istediğini. Sahte gülüşlerin, oyunculuk kokan ağlamaların,  sinsi ve fakat  samimi görünen bakışların ne olduğunu sisin kalkması gibi görürsünüz istediği ne şekle bürünürse bürünsün.
          Evet yüzlerimiz ne tuhaftır değil mi? Kaçamayız çirkin gerçekliğimizden. "Yüzleşmek"  tabiri buradan mı çıktı bilmem ama yüzümüzde buluruz gerçeği. Ne tuhaftır değil mi?

Benzer Yazılar: Kendimle Konuşmak, Nostaljik Havalar ,Tarih Olacaksınız , KabusYazmak , Ben Karanlıkları Severim

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Senden Sonra Ben

Sen gittiğinden beri çok değişti şehrim Yeni binalar uzadı fidan fidan Yollar birikti çehreler eskidi Sinemalara yeni filmler geldi Artık başka şarkılar var başka şarkıcılar Bir gök yüzü değişmedi azıcık daraldı o kadar Sen gittiğinden beri çok değişti insanlarım Saçlarına ak düştü yüzlerine çizgiler kondu Çocukları doğdu büyüdü şimdi adam oldular Göçenler oldu buradan uzaklara Kimiyse yeraltında sonsuz istirahatgahında Bir hayat meşgalesi değişmedi azıcık arttı o kadar Sen gittiğinden beri çok değişti evim Duvarları taşıyamaz oldu yükünü Döküldü rutubetten boyası süsü Çekindiğimiz resimdeki gibi değil daha yaşlı anlayacağın Biraz mahzun biraz gururlu ve tabi hala ayakta Bir yolu değişmedi azıcık uzadı o kadar Sen gittiğinden beri çok değiştim ben İlk önce insanlar uzaklaştı çevremden Sonra ben uzaklaştım kaçarcasına her şeyden Yorgunum yaşlıyım penceremden bakıyorum habire Özlüyorum çok, unutmuyorum gidişini öyle bekliyorum B...

16'lık Kerim

  Söyleyeceğim bir şey yoktur Hakim Bey. Öncelikle tahliyemi, lehime durumların göz önünde bulundurulmasıyla beraatimi talep ediyorum. Takdir sizindir Hakim Bey, onca zaman içerde geçirdim. Aleyhime değişen bir durum olmamıştır. Şimdilik söyleyeceklerim bu kadardır, hükümle beraber beraatimi talep ediyorum. Nezaretteyim, şarkı söyleyen çocuk susmuyor. Kerim sigara arayıp duruyor, Kerim'in yaşı 16,  nezaret arkadaşımız. Sigarasızlıktan yerinde duramıyor. Belki de bu yüzden en çok ilgimi çeken o bu kalabalıkta. Evet nezaret ağzına kadar dolu. Herkes bir köşeye çekilmiş, dert yanıyor bir diğerine. Ben en köşedeyim, uyumak mümkün değil, sırtımı duvara bile  dayayamıyorum ki. Buz gibi duvar çekiyor beni. Tuvalet sırası gelmiyor bir türlü. İnsanlık hali işte, bir sürü insan sıra gelecek mi gelmeyecek mi bekliyoruz işte. Dakikaları sayıyorum, namussuz dakikalar geçmek bilmiyor. Sırtım ağrımaya başladı, iki büklüm oturuyorum duvara yaslanmadan, iki büklüm boynum ağrıyor iki bü...

Arama beni

Arama beni uzaktayım Yolcusuyum bu yolların Git gel alıştım şeritlere Otobüs camından akar dünyam Şu yol bitmeden ineceğim Arama beni uzaktayım Ağır ağır adımlıyorum sokakları Burası neresi şaşkınca bakınıyorum Evler hangi biriniz alır beni Şu yağmur düşmeden ıslanacağım Arama beni uzaktayım Geceler gündüzler geçiyor üstümden Hayat meşgalesi değişmiyor buhranlı Ve tıpkısının aynısı insanlar Şu dakka dolmadan yaşlanacağım Arama beni uzaktayım Bir köşebaşı kahvesinde oturmuşum Pinekliyorum yalnız başıma Sabahtan akşama gözüm aynı sokakta Şu karanlık çökmeden çıkacağım Arama beni uzaktayım Görmüyor gözlerim tutmuyor dizlerim Ne işe yarar sensiz günlerim Geçti bugün de yarın ne olacak kimbilir Şu kuşlar uçmadan göçeceğim Aşk Şiirleri:    Yazmak Seni ,   Kalp Ağrısı ,   Sevgi mi ,   Sevda düştü yüreğime ,   Sevmek var ,   Sen sus ben konuşayım ,  Her yer sen ,  Bilmiyorum ,  Diyem...