Ben karanlıkları severim. Alın güneşli günleri, kuş cıvıltılarını, masmavi denizi sizin olsun. Ben gecenin en karanlık anını severim. Kimsenin olmadığı, herkesin köşe bucak saklandığı ve hiçbir canlının kafasını çıkarmaya bile tenezzül etmediği o zifiri karanlıkları severim. Boş caddeler, sokaklar ve inceden esen deli bir rüzgar arkadaşlık eder bana sadece. Ölüm sessizliğine bürünen dünyanın bu halini siz sevmeseniz de en çok ben severim. Karanlıkta kaybolmayı, adeta bir bütün olmayı isterim. Aydınlıkların o sahte duygularından kaçar kendim olmak isterim. Karanlık bütün pislikleri örter derler ya, bana kalırsa asıl o zaman çıkar tüm gerçeklikler. İşte ben bu yüzden severim karanlıkları. Aydınlıkta ise halbuki saklanırsınız muhakkak bir şeyin ardına, birçok maskeniz vardır şekilden şekile girersiniz. Yüzünüzü, saçlarınızı olmadık hallere sokar hiç olmadığınız bir kişi gibi davranırsınız. İçinizdeki karanlığa inat aydınlıkla beraber yüzünüzde sahte gülümsemeler oluşur. Sahte sevgiler, sahte ilişkiler alın hepsi sizin olsun. Ben bütün bunları söküp atan o karanlıklarda kalırım daha iyi. En azından olduğum gibi görünürüm ya değil mi? En azından korkularımdan ve içimdeki karanlıktan kaçmıyorum ya değil mi? Gizlenmiyorum karanlıklarda sandığınızın aksine kendim oluyorum, huzur buluyorum.
İnsan kendiyle çatıştığında başlarmış kimyası bozulmaya, tıpkı bir etin içten içe çürümesi gibi. Çürümüş, kokuşmuş bu aydınlık insanlarına inat ben karanlıkları işte bu yüzden seviyorum. Orada sanıldığının aksine çürümüşlük yok, orada gizlenmek ve aldatmak yok. Herkesten kaçtığım sığınma limanım gibi bir şey karanlıklar. Dünyadan kopuk, kimsenin bilmediği uzakta bir ada sanki. Orada beni kimse bulamaz ve pisliklerini bana ulaştıramaz. En önemlisi de yozlaşmış insanlıktan uzaktasınız. Tüm gerçekliğinizin hayat bulduğu yerdesiniz, siz öyle değilseniz bile ben öyleyim. Alın, alın güneşi, denizi, kuşları alın alabildiğiniz kadar, ben bu sessiz karanlık deryasında iyiyim.
Bilmediğiniz bir dünyadır bu sizin için. Aklınız da bu yüzden sizinle alay eder. Öyle korkarsınız ki gülesim gelir. Şurada bir şey mi var? Bir ses duydum galiba. Korkudan ödüm patlıyor deyişlerinizi duyar gibiyim. Hemen yatağınızın altına gizlenir ya da ışıkları açarsınız bu bilinmezlikten uzaklaşmak için. Tanımak ve hissetmek istemezsiniz benim gibi. Bilmediğimizden dolayı da hep şüpheyle yaklaşır korkarsınız, bir bakıma önyargılarınıza mahkum edersiniz karanlıkları. Aslında biliyor musunuz benim işime gelir bu. Ben herkesin kaçtığı yeri severim. Kuru kalabalıkların köhneleşmiş, kalıplaşmış doğruları bana gelmez. Kötü denilenin ardını görmeye çalışırım. Madem herşeyin bir zıttı var bu dünyada, o ötekileştirdiğimiz zıt yanın da bir anlamı olmalı değil mi? Sevilmeyen karanlıkları sevmem size garip gelebilir belki ama ben kıyının karşısında kalan ve hep göz ardı edilen bu zıtlıkları severim. Karanlık sadece benim arkadaşımdır kusura bakmayın.
Olur da beni bulmak isterseniz şayet korkularınızı bir kenara bırakın, önyargılarınızı yıkın ve biraz da kendiniz olun böylece dalın karanlıklarıma. Ve tüm bunları yapıp da beni bulursanız şayet, huzurlu birini göreceksiniz karşınızda. O zaman belki anlarsınız beni. Yok eğer art niyetliyseniz ve içinizdeki kötülüklerle geldiyseniz, huzurumu bozmadan o aydınlık dediğiniz mutlu yaşamlarınıza geri dönün lütfen. Ben böyle çok mutluyum bu dünyanın en uzak ucunda. En azından her şey göründüğü gibi. En azından gerçekler ayan beyan ortada. Kimse beni aldatamazsın, kıramaz, kısacası bana zarar veremez. En azından ikilemlerin olmadığı bu dünyada ben çok ama çok huzurluyum.
Benzer Yazılar: Kabus , Yüzler , Nostaljik Havalar , Tarih Olacaksınız , Kendimle Konuşmak , Yazmak



Yorumlar
Yorum Gönder